YOL VERMEME KAVGALARI VE AKLIN ÖRTÜLMESİ

YOLLARDA OTO KONTROL

Sürüş esnasında sürücülerin genellikle içerisine girdikleri psikolojik bir durum olan yol verdin, vermedin kavgaları çok bilinen bir vakıadır. Ama açıklaması da bir o kadar zor bir durumdur. Bu hal iki ve dört tekerli araçların ortaya ilk çıkışıyla yaşantımıza 1800 li yıllardan itibaren girmiştir.

Yol vermedin, yol benim vs bu kavgaların en hafif sonuçları ise bazı el, kol, yüz hareketleri ve yakın takiptir. O kadarla kalındığı durumlar ucuz atlatılmıştır. Eğer daha ileri gidilirse motosiklete vuran, yoldan atan yada diğer arabaya gelip vuran ve hatta ölüme sebebiyet veren durumlar görülen vakıalardır.

Yol verme kavgaları genellikle bir sürücünün kurallarını ve insanlık kurallarını hiçe sayarak adeta akıldan yoksun, yol ortasında dolaşan sığırlar misali çevresine kayıtsız davranarak ve hatta ikaz edenlere de anlama kapasitesi olmadığından gelip boynuz atacak türden davranışlarda bulunmasından kaynaklanmaktadır. Yani bir sürücünün gelip diğer bir sürücüyü rahatsız etmesinden kaynaklanan psikolojik bir durumdur. Bu yanlış davranışların başında da dört temel unsur sayabiliriz.

1. Yakın takipte sürüş yapmak
2. Önünü kesmek
3. Hatalı sollama
4. Paralı yollardaki riskli davranışlar.

Aklın örtülmesi ise sürücülerin içine düşebileceği daha değişik bir psikolojik tuzaktır. Sizi rahatsız eden bir sürücünün peşine yakın takip şeklinde düşmeniz bir yol verme kavgası iken aynı durum bu sefer polis ambulans gibi resmi araçların profesyonel sürücüleri içinde geçerli olabilir. Onlarda öfkelenebilir yada değişik bir tarz rahatsızlık duyabilirler. Görevlerini asil bir amaçla yaptıkları düşüncesiyle de bir suçluyu kovalayan polis yada bir yaralıyı hastaneye yetiştirmeye çalışan ambulans sürücüsü bu asil görevinin büyüsü ile diğer insanların hayatlarını ve tabi kendi hayatlarını da riske atarak sürüşler yapabilir. Burada akıl örtülmüştür, bir kerede bu duruma düşmeğe kendinizi bırakırsanız risk yönetimini artık sağlıklı yapamazsınız.

Öyleyse kendimizi öfkenin ve saldırganlığın pençesine düşmekten nasıl koruyacağız?
En iyi yol, oto kontrolünüzü kaybetmekten sizi koruyacak olan, sakin kalmak ve olaya daha derin ve kendi açısından bakmaktır. Eğer yolda birisinin aptalca yada dikkatsizce bir şeyler yaptığını görürseniz ona bir ders vermeğe kalkmadan bırakınız gitsin. Ancak durumun ciddiyetine göre gerekiyorsa bunu ilgili mercilere de bildirin. Çünkü konu insan yaşamıdır.

Bunu nasıl başaracağız?
En temel seviyede bu iş beynimizin katmanlarının işlevleri ile ilgilidir. Beyin sebep sonuç bağlantılı düşünmekten daha fazla olarak hayatta kalmak için tasarlanmıştır.

İnsan beyni üç değişik katmandan oluşmaktadır. Üçlü beyin teorisi olarak da literatüre geçmiş bu terim insanın beyin yapısının en ilkel omurgalı hayvan beyninden modern insan beynine doğru gelişimin en basitleştirilmiş şekilde yansıtılmasıdır.

. En üst katman(neo-korteks). Düşünen katman, sağ ve sol olarak iki bölgeye ayrılır.
. Orta katman(limbik). Duygusal kısım, kimlik duygularımız, değer yargılarımız ve uzun dönem hafıza kısmımızla ilgili bölümdür.
. Alt katman(sürüngen). Hayatta kalmayla ilgilenen, tüm beden fonksiyonlarını ve dürtülerini yöneten kısımdır.

450 milyon yıl önceye gidersek ilk ortaya çıkan canlının balık olduğunu ve beyninin çok ufak ve basit olduğunu görürüz. 300 milyon yıl önceye gidersek sürüngenlerin nispeten daha gelişmiş beyinlere sahip olduklarını görürüz. Sadece basit beden fonksiyonlarını idare eden beyinler değil artık koklama, görme ve denge gibi işlevlerin koordinasyonunu yapan beyinler olmuşlardır. Buna ilaveten yine sürüngenlerin beyinleri türlerinin genlerini sürdürebilmek, nesillerini devam ettirebilmek için cinsel içgüdüye ve tehlike karşısında ‘’dövüş yada kaç’’ güdüsüne sahip, hızlı refleks gösterecek kapasitelere ulaşmıştır.

Sürüngen beyinleri bizim sebep sonuç bağlantısı ile çalışan beyinlerimize kıyasla ‘’karşı hareket göster yada öl’’ şeklinde davranışları çok daha hızlı yapabilmekteydiler. Bu durum milyonlarca yılda böyle sürmüştür.

200 milyon yıl önce de ilk memeliler yaşam sahnesine çıkmışlardır. Bu memeliler sürüngenlerin beyinlerinin temellerini taşımakla beraber iki farklı alan daha geliştirmişlerdi.

. Limbik sistem
Bu orta beyin bölgesidir. Duyguları ve dikkati kontrol eder, beden işlevlerini devam ettirir ve uzun dönem hafızamızı korur. Duygulardan gelen verileri filtreden geçirir. Önemli olanları süzerek onları bilince(farkındalılık) getirir. Uyku sistemimizi, bağışıklık sistemimizi, cinsel dürtülerimizi yönetir ve neo-kortekse işlenen bilgileri verir.

. Neo-Korteks
Bu beynin düşünen ve muhakeme eden evrimsel olarak ulaşılan doruk kısmıdır. Ayrıca beynin en büyük kısmıdır. Sorun çözme, olay arasında ki ilişkileri fark ve ayırt etme, anlam verme işlevlerini yapar. Yaratıcı kısımdır. Gerçek zamanlı çalıştığı için yavaştır.

Burada sorun şudur: Sürüngen beynimiz anında aksiyon isteyen gerçek yaşamsal tehdit ile bizi korkutup, şaşırtan ama biraz üzerinde düşünmeğe vakit ayırırsak çözebileceğimiz durumlar arasındaki farkı ayırt edemez. Tabi her iki durumda da öne geçer ve biz düşünmeden içgüdüsel hareketle şiddete baş vururuz.

Bu yüzden konunun çaresi değildir ama belki bazılarının korunmasına vesile olabileceği düşüncesiyle şunu söyleyebiliriz. Hazırlıklı olmak en azından olayın üzerinizde yaratacağı etkiyi azaltacaktır.

”Bir kere sizin ne kadar bilinçli, ne kadar güvenli ve düşünceli bir sürücü olduğunuz önemli değildir çünkü mutlaka yollarda bir yerde böyle olmayan birisi vardır. Onlar sizin biriktirdiğiniz tüm sabrı tüketmeğe ve yaşamınızı tehlikeye sokmaya hazırdırlar.”

Aslında yol üstünlüğü kavgalarının temelinde üstünlük duygusu yatar. Hatta öyle ki size ders vermeği bir ödev bilirler. Akıllarınca kötü sürücüleri cezalandırırlar, onlara bir ders verme zorunluluğunda olduklarını zannederler. Halbuki bu tamamen bencillik, gelişmemişlik ve tehlikeli bir tavırdır. Hele birde siz gibi küçük bir vasıtada iseniz artık bu sürüngenler beline silah takınca kendi aslan sanan insanlar gibi, kendilerini sizden üstün görürler ve üzerinize kırıp ölümünüze de sebep olurlar.

Tabi bir de şu vardır. Hepimiz hata yapabiliriz. Yani birinin hatasını görünce hemen harisçe onu cezalandırmağa kalkmadan önce kendimizin de zaman içinde böyle hatalar yapabildiğimizi unutmamalıyız. Esasen bir kişinin, hata yaptı diye diğer bir kişiyi onun hayatını tehdit edercesine tacizlere kalkışması herhalde yapılan hatanın karşılığı olmaması gerektir. Yani birine hemen pencereden el kol hareketi yapıp; ‘’Kör müsün?’’ demek sizin ondan daha iyi bir sürücü olduğunuzu göstermediği gibi konuya da bir faydası olmaz. Daha fazla öfkeyi olayın içine davet edersiniz. Psikologlar bu şekilde ders verme tavırlarının aslında ‘’ben senden daha iyi sürücüyüm’’ düşüncesi ile tetiklendiğini de belirtmektedirler. Birine bunu yanlış yaptınız derken söyleyiş tarzınızda çok önemlidir.

Yol kavgalarını önlemek için bazı stratejiler geliştirilmiştir.

Kendinize sorun; amacınız nedir? Yani neden bu reaksiyonu gösteriyorsunuz?
Amacınız sorunu çözmek için ne yapabilirim dürtüsü müdür yoksa kontrolsüz bir davranış mıdır?

Coolrider yani havalı sürücü derler ya hani şimdi çok moda, herkes kendini ‘cool’ yani farklı bir havada olarak göstermek için garip makyajlar, takılar ve bakışlarla ortalarda dolaşır oldu. Aslında bu hep olmuştur. Ama bir yanlış karşısında o ‘cool’ sürücüler birden tüm takıları havalarda uçacak makyajları belki ter ve bekli de kandan bozulacak tarzda dengesiz, kontrolsüz tam bir dinozor misali davranışları göstereceklerdir.

Bu öfke nöbetine girmemek için alternatif iki strateji uzmanlarca geliştirilmiştir.

1. Sizi ürkütecek, korkutacak durumları önceden görmeyi, sezinlemeyi ve kaçınmayı öğreniniz. Şayet bu beklediğimiz bir durumsa o zaman beynimizin düşünen bölümü sürüngen bölümümüze ileri çıkma fırsatı vermeden devreye girecektir.
2. İçgüdüsel hareket ettiğimiz durumda ise en azından kendimize ve başkasına zarar vermeyecek şekilde, bu harekete karşı içgüdünün verdiği mesajı dikkate alacak şekilde bir tavır koymağa çalışmalıyız.

Sizi sinirlendirecek hareketleri sizde başkalarına yapmayınız. Şimdi bir kere kişiler, herkes hata yapabilir. İnsan hatasını kabul edip tekrarlamaması gerektiğini ve özür dilemesinin gerektiğini de bilmesinin bir erdem olduğunu kabul ederse konu çok daha medeni bir seviyeye ulaşır. Özür dilerim şeklinde kalkan bir el kanın beyinlere sıçramasını çoğunlukla engeller. Göz göze gelmekten kaçınınız. Çünkü bu sürüngen beyni tetikler. Hayvanların bu yüzden gözlerinin içine bakmayın derler.

Stres eşiğinizi azaltınız. Evinizi yada iş yerinizi terk ettiğinizde aceleyle veya asabiyet için de sürüşe geçmediğinizden emin olunuz. Biraz erken çıkarak geç kalma stresine girmeyiniz.

Yolları, ana yollar ve tali yollar iyi biliniz ki gerektiğinde alternatifiniz olsun. Hava tahmin ve trafik yol durumu raporlarını takip ediniz.

Uzun yol sürüşlerinde sık mola veriniz, sıcak havalarda kendinizi serin tutacak giysiler giyininiz.

Yolda birisi size göre kararsız bir sürüş yapıyor, onun acemi olabileceğini ön görerek sıkıştırmadan bu kişiye daha fazla bir marj tanıyınız. Sinyal vermek yerine el işaretleri yapmayınız. Dönemeçlerde daha yavaş gidiyor diye birinin arkasına sokulup onu sıkıştırmayınız. Biraz ötede kaza yapmasına sebep olabilirsiniz.

Saldırgan sürüşlerde bulunan, yol hakkına riayet etmeyen sürücüler dikkatsiz sürücülerdir. Herkesi geçmek isteyen, en önde olmak isteyen ve kendi rahatı için başkalarını tehlikeye attığını umursamayan dengesiz ve zararlı kişilerdir.

Şunu da unutmayalım ki herkes kendi değer ölçüleri ile hüküm verirse ortada toplu yaşam diye bir şey kalmaz. Herkesin bir doğrusu var demek henüz o konuda gerçek doğrunun bulunamadığı anlamını taşır. Duygusal zekanın da gelişmesi şarttır. Öfke nöbetindeki bir insanın iki yaşındaki bir çocuktan hiç farkı kalmamaktadır hatta canı yanmış, korkmuş bir kedi yada köpekten. Duygusal zeka olgunlaşmak demektir. Duygusal zekanın işlemesi duyguların bizi ele geçirmesine izin vermeden duyguları anlayıp, sakin durabilmek ve kendimizi yatıştırıp bu duygular üzerinde düşünebilmek demektir. Bunun içinde ilk adım olup bitenin farkında olmak ve onu olduğu gibi kabul etmektir. Eğer farkına vardığımızı kabul etmeyi ret edersek o zaman tekme tokat, kedi köpek misali davranışlar tezahür edecektir.

Öfkelendiğinizde bu öfkeyle oturup, sakinleşmeğe çalışınız ve bunun tecrübesini edininiz. Takiben beynin düşünen, sebep sonuç bağlantısını kuran kısmının devreye girerek kontrolü ele almasına ve size ne yapmanız gerektiğini göstermesine izin veriniz. Karşı tepki verin ama karşı hareket yapmayınız. Bunun için duygu ile hareket arasına bir ara, mola koyunuz. Derin nefesler alın ve düzenli olarak alıp veriniz. Duygular size saldır emri verse de bunu uygulamaya koymayınız. Olayı kavramaya çalışınız.

Bu bilgiler herkesin kendisi için öğrenip öncelikle kendisinde tam uygulaması gerekli olan bilgilerdir. Burada da tam bir uygulamayı yapamadan kendinizi uzman zannedip başkalarına her fırsatta uygulatmağa çalışarak, ders verir gibi davranışlar içerisinde yine insanları öfke nöbetine sokmamağa itina edelim.

Not:

Beynin kısımlarının birbirleriyle bağlantılı olarak çalışma şekli:

Limbik beyin yeni bilgiyi doğrular ve beynin her üç bölgesini birbirleri ile bir dengede tutar. Uzun dönem hatıralarını duygularla bağlar. Duygular beyin için kavramsal anlayıştan(idrakten) daha önemlidir. Hafızamıza tecrübelerle yerleşen sahneler bir durum karşısında artık düşünmeğe gerek kalmadan bu uzun dönem hafızasındaki sahnelerle fiili durumu karşılaştırarak ne yapılması gerektiğine otomatik olarak karar verme alışkanlığını başlatır. Tecrübeli bir sürücüde durumun normal olduğunu bilen orta beyin sürüngen beyin kısmına her şey normal der. Bu durumda da sürücü temel sürüş işlemlerini otomatik pilota bağlı gibi yapacaktır. Bu durumda da biz gevşer ve sürüşten keyif alırız. Sonucunda da daha az yorulmuş oluruz.

Burada olan şudur: Orta beyin yani limbik sistem bilinçaltında yatan bilgileri toplamak ve önündeki gerçek duruma uyan bir durum ile bu bilgileri eşleştirmeğe çalışmaktadır. Mesela insan kırmızı ışıkta durulacağını bilir. Bu bilinçaltına işlemiştir dolayısıyla bunu kırmızı ışığı görünce otomatik olarak yapar. Bu sürüşün varsayılan halidir. Bu gibi zamanla kazanılmış tecrübelere sahip olan sürücüler bu gibi durumlarda düşünmeden otomatik karar verir ancak burada da bir sorun vardır. Tecrübeler her şeyi kapsayamaz ve kişide gelişen kendine güven duygusu zamanla çok fazla şeyi bu otomatik pilota bırakmağa başlar. Eğer uzun dönem hafıza kayıtları birikimleri içinde limbik beyin kısmı karşılaşılan fiili duruma uygun bir anı bulanmazsa neo-korteks e bir veri yollamayabilir ki burada oluşak saliselik gecikme kaza demektir. Son anda devreye sokulacak olan sürüngen kısım ise sadece ‘aaahh’ diyebilir. Limbik kısım sürüngen kısmı devreye sokmakla neo-korteksi devreden çıkarmış olur. Sürüngen beynin kasılıp frenleri sıkması ise her zaman yeterli olmayabilir.

Burada olayları tetikleyen hız duygumuzun eğitilebileceğini söyleyelim. Bununla orta beyin neo-korteksi uyandırarak otomatik olarak doğru tepkilerin verilmesini sağlayabilir. Bakış yani trafik işaretlerini, yanımızdaki, önümüzdeki yada karşı yönden gelen araçların hareketlerini görmek burada en önemli faktördür. Duymak ve vites değiştirirken sesini dinlemek ve değişme esnasında sele altındaki titreşim ve kaymaları hissetmek yine önemli faktörlerdir.

Şimdi basitçe insan beyni hakkında bilgi verdikten sonra bunun konuyla olan alakasına girelim. 21 inci yüzyılda yollarda ve bekli de daha da sonraki yıllarda ilkel beyin hala çok aktif ve gerek gerçek ve gerekse de öngörülebilen tehditlere karşı tetikte bekliyor. Eğer sürüngen beyin yaşamsal tehdit algılarsa bizim doruk evrimle oluşa gelmiş düşünen beynimizi geri iterek öne geçer ve ‘’hareket et yada öl’’ temel içgüdüsünü hızla devreye sokar. Bu yüzden öncelikle trafik uyarı ve işaretlerine uymak zamanla bize bu refleksleri kazandıracak ve sürüş esnasında bunları otomatik olarak yapar hale getirerek sürüşün güvenli, daha az yorucu ve keyifli geçmesini sağlayacaktır. Çünkü bu durumun oluşmasıyla artık sürüngen beynin devreye girmesine daha az gereksinim duyulmağa başlanır.

Yeni sürücülere tavsiye edilen ise bakışlarla ilerisini sürekli taramak ve sürüş süratini bu taramayı rahatlıkla yapacağı bir seviyede tutmaktır. İkinci olarak da sürücü nereye bakması gerektiğini bilmelidir. Çıkmaz sokak ve caddeler, her an önünüze fırlayabilecek gizli araçlar, ıslak yol yüzeyi ve arkanızda ne var. Trafik işaretlerini fark etmek çok önemlidir. Bu şekilde gerekli komutları motorunuza zamanında verebilirsiniz. Zamanla sizde bu durum otomatikleşecek ve sizde tecrübeliler sınıfına katılacaksınız.

Benzer Yazılar

E-posta adresiniz gösterilmeyecek. Gerekli alanlar * ile işaretlidir.

*



Yorum linkleri nofollow'dan arınmış olabilirler.

 

Sponsorlarımız

Motorcuyuz.com Reklam Alanı 125x125 Motorcuyuz.com Reklam Alanı 125x125 Vargonen Cloud Sunucu

Sosyal Ağlar

Haftanın videosu

Facebook

css.php